CIN3’e eski terminolojilerde karsinoma

HPV VİRÜSÜ VE HPV ENFEKSİYONU
HPV virüsü (Human Papillomavirus, İnsan papilloma virüsü ) nedir?
Human Papillomavirüs kelimelerinin kısaltması olan HPV, hem kadınlarda hem erkeklerde bazı hastalıklara neden olabilen bir virüstür. Halk arasında “siğil virüsü” olarak da bilinir. Çift sarmallı DNA virüsüdür. Sadece insanlarda (human) hastalık yapan bir virüstür. HPV insanlar arasında cilt teması ve cinsel ilişki ile bulaşır; bunun dışında havlu, havuz gibi yollarla bulaşabildiği de söylenir ancak bu yollarla bulaştığını gösteren kesin kanıtlar yoktur. HPV virüsü bir insana bulaştığında her zaman bir hastalık oluşturmaz, bazen hiçbir hastalık oluşturmadan vücutta kalabilir. Dünyada tüm insanların yaklaşık yüzde 10’unda görülen bir virüstür. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar arasında birinci sıradadır.

HPV virüsünün özellikleri:
– Çift zincirli çember şeklinde DNA içerir, 8000 baz çifti içerir.
– Kılıfsız bir virüstür.
– Epitelyal yüzeylere afinitesi vardır (epiteliotropik).
– Papillomaviridiae ailesindendir.
– Sadece insan türünde hastalık oluşturur o nedenle “human” papillomavirüs ismi verilmiştir.
– İkozahedral simetri gösteren 72 kapsomerden meydana gelir.

HPV genomunda bulunan bölgeler ve görevleri:
E (Early region, erken bölge)
L (Late region, geç bölge)
NCR (Non-coding regulatory region)
– E1 ve E2: Virüs DNA replikasyonu
– E4: Virüs mutasyonu
– E5: Transformasyon
– E6 ve E7: Tümör supressör geni

HPV virüs enfeksiyonu hangi hastalıklara neden olur?
– Vücudun herhangi bir yerindeki ciltte veya genital bölgede siğillere neden olabilir (kondilom).
– Kadınlarda rahim ağzı (serviks) kanserine neden olabilir.
– Kadınlarda vajen, vulva kanserlerine neden olabilir.
– Erkeklerde penis kanserine neden olabilir.
– Hem kadında hem erkekte anal kanserlere, orofaringeal (ağız) kanserlere neden olabilir.
– Kanser öncüsü premalign lezyonlara neden olabilir (CIN, VIN, VaIN, AIS, AIN, PIN)
– Çocuklarda rekürren respiratuar papillomatozis denilen hastalığa neden olabilir. Solunum yollarını ve larinksi tıkayacak kadar büyük lezyonlara neden olabilir. Bu hastalık genellikle doğum sırasında annenin doğum kanalından bebeğe HPV bulaşması ile meydana gelir.

Genital HPV olarak bilinen yaklaşık 40’tan fazla HPV tipi genital bölgeyi etkiler. Bazı tipler serviksin (rahim ağzı) yüzeyini oluşturan hücrelerin anormal hale gelmesine yol açabilir. Tedavi edilmediğinde bu anormal hücreler yıllar sonra kanser hücrelerine dönüşebilir. Rahim ağzı kanserini önlemek amacıyla bu virüse karşı geliştirilen HPV aşısı artık günümüzde kullanıma girmiştir.

. Bir hormon vücuda alındığında

SERVİKAL İNTRAEPİTELYAL NEOPLAZİ

CIN nedir?

Cervical Intraepithelial Neoplasia kelimelerinin başharfleri CIN terimini oluşturur. Türkçe “Servikal İntraepitelyal Neoplazi” olarak adlandırılır. Serviks yani rahim ağzında meydana gelen bazı hücresel değişiklikleri ifade eder. CIN bir kanser türü veya malign neoplazi değildir. CIN terimi henüz kanser aşamasına geçmemiş hücresel değişiklikleri ifade eder. Bu değişiklikler serviksten (rahim ağzından) alınan biyopsi parçalarının patolojik incelenmesi ile belirlenir, yani CIN histopatolojik bir tanıdır. Smear tahlili veya HPV testi ile CIN tanısı konulamaz, serviksten biyopsi parçası almak gereklidir tanı için. Biyopsi bazen kolposkopi sırasında bazen kolposkopi olmadan muayenede izlenen şüpheli alanlardan alınır. CIN durumunda muayenede rahim ağzında yüzeysel bir lezyon görülebileceği gibi rahim ağzı tamamen normal de izlenebilir.

AIS (Adenokarsinoma in Situ)
Serviksin dış tarafı yani ekstoserviks squamöz epitelle kaplıdır, CIN bu squamöz epitelde ve transformasyon zonunda olan değişiklikler anlamına gelir. Endoserviks glandüler epitel ile kaplıdır, buradaki preinvaziv değişiklikler adenokarsinoma insitu olarak adlandırılır.

CIN 1 ,CIN 2, CIN 3 şeklinde derecelendirme ne anlama gelir?
CIN (Servikal İntraepitelyal Neoplazi) lezyonları hafiften şiddetliye doğru 1, 2, 3 şeklinde derecelendirilir. Bu derecelendirme histopatolojik incelemedeki görüntüye göre yapılır. Eğer hücresel değişiklikler serviks yüzeyindekii epitel tabakasının alt 1/3’ünde sınırlı ise CİN 1 denir. Alt 2/3’ü kaplamışsa CİN 2 denir. Epitelin 2/3’ünden fazlasını kaplayan lezyonlar CİN 3 olarak adlandılır.
CIN 1: Hafif atipik hücresel değişiklikler, hafif displazi
CIN 2: Orta şiddette atipik hücresel değişiklikler, orta dizplazi
CIN3: Şiddetli atipik hücresel değişiklikler, şiddetli displazi

CIN3’e eski terminolojilerde karsinoma in itu veya şiddetli displazi denirdi.

2012 yılında tanımlanan LAST terminolojisine (Lower Anogenital Squamous Terminology) göre,
CIN 1: LSIL
CIN2 ve CIN 3: HSIL
olarak adlandırılmaktadır.

CIN’lerin sebebi nedir? Kansere dönüşür mü?
CIN terimi o an hastada kanser olduğu anlamına gelmez CIN’ler tedavi edilmez ise uzun yıllar sonra kansere dönüşebilecek lezyonlardır. Rahim ağzında meydana gelen HPV virüs enfeksiyonu yıllar sonra kansere neden olabilir, CIN’ler ise bu kanserler oluşmadan önceki ara basamaklardır. Rahim ağzı kanserinde diğer çoğu kanserde olmayan bu basamaklı gelişme şekli kanseri oluşmadan yakalama şansı vermektedir. Bu nedenle CIN lezyonları tedavi edilerek kanser önlenmiş olur. CIN lezyonunun derecesi arttıkça kansere dönüşme riski artar, CIN 3 en riskli gruptur.

Tüp bağlama ameliyatının belki de en büyük riski

ADET SÖKTÜRÜCÜ BİTKİLER

Adet söktürücü (regl) söktürücü amacıyla bitkisel ilaç veya bitkisel yiyecek – içeceklerin, çayların kullanılması kesinlikle sakıncalıdır (adaçayı, kekik, soğan suyu, soğan kürü). Adet söktürücü olarak kullanılan ve reçete edilen ilaçlar hormon içeren ilaçlardır. Bazı bitikiler de alındığın da vücutta hormonal etkiler gösterebilirler ancak bunların faydadan çok zarar getirme riskleri de vardır çünkü hormonların çok çeşitleri vardır ve çok çeşitli organlar üzerinde etki ederler. İlaçlardaki hormonların türü, miktarı uzun çalışmalar sonucunda en uygun şekilde ayarlanır ancak bitkilerin içerdiği maddelerin türleri ve miktarları belli değildir. Bu nedenle hormonal etki veya adet söktürücü veya başka nedenlerle bitkisel ürünler kullanmak sakıncalıdır. Bir hormon vücuda alındığında sadece rahim üzerinde etki göstermez, hormonun türüne ve alınan doza göre farklı organlar üzerinde de çeşitli etkiler gösterir. Hatta bazı bitkilerin aşırı miktarda ve uzun süre alınması rahim iç duvarı gibi bazı organlar üzerinde proliferatif etki göstererek kanser riskini arttırdığı yönünde şüpheler vardır. Bu nedenle bitkisel çözümlerden kaçınılması gerekir ve doktor muayenesi sonucunda uygun görülürse ilaçları kullanmak gerekir.